
Türkiye ile Rusya arasındaki ekonomik ilişkiler, küresel jeopolitik dalgalanmalara rağmen dirençli ve çok boyutlu bir yapı sergiliyor. 2026 yılı verileri, ticaret hacminde dalgalanmalar yaşansa da enerji, müteahhitlik, sanayi ve lojistik gibi kritik alanlarda iş birliğinin stratejik düzeyde devam ettiğini gösteriyor. Türk iş dünyası, Batı yaptırımlarına rağmen Rusya ile ticari ilişkilerini sürdürme konusunda kendine özgü bir denge politikası izliyor.
Ticaret Hacminde Dalgalanma ve Yapısal Dönüşüm
2026 yılının ilk çeyreğinde Türkiye-Rusya dış ticaret hacmi bir önceki yıla göre yaklaşık %20 düşüşle 10,56 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu düşüşün arkasında, Rusya’nın enerji ihracatındaki kısıtlamalar ve Karadeniz’deki lojistik aksaklıklar gibi konjonktürel faktörler bulunuyor. Ancak bu tablo, iş birliğinin zayıfladığı anlamına gelmiyor; aksine ticaretin yapısı değişiyor.
Türkiye’nin Rusya’ya ihracatında tarım ürünleri, meyve-sebze ve tekstil gibi geleneksel kalemler güçlü seyrini korurken, makine ve teçhizat ihracatında düşüş yaşandı. Rusya’dan yapılan ithalatta ise enerji ürünleri hâlâ belirleyici ağırlığa sahip. İlginç bir şekilde, bazı kalemlerde kayda değer artışlar dikkat çekiyor: tahıl ürünleri ithalatı %245 gibi dikkat çekici bir oranda arttı. Bu durum, Türkiye’nin gıda güvenliği açısından Rusya’nın önemini koruduğunu gösteriyor.
Rus-Türk İş Konseyi Genel Direktörü Aleksey Yegarmin’in deyimiyle, resmi istatistikler her zaman gerçek iş birliği hacmini tam olarak yansıtmıyor; Türk iş insanları “köpek havlar, kervan yürür” ilkesiyle hareket ederek sessiz ama etkili projelere imza atıyor.
Enerji: Stratejik Ortaklığın Belkemiği
Enerji, iki ülke ilişkilerinin tartışmasız en sağlam ayağını oluşturuyor. Ekim 2026’da Moskova’da düzenlenen Rusya Enerji Haftası’nda görüşen Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak ve Türkiye Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar, enerji ortaklığının “stratejik niteliğini” teyit etti. Novak, Türkiye’nin izlediği “ilke sahibi ve egemen politika”nın bu iş birliğini mümkün kıldığını vurguladı.
Somut gelişmeler de var: Türkiye, Rusya’nın küresel pazarlara yönlendireceği dizel yakıtından pay alacak. Bayraktar’ın açıklamasına göre, Moskova ile Washington arasında varılan mutabakat çerçevesinde Türkiye, Rus dizelinden belirli bir payı ithal edecek. Bu, enerji arz güvenliği açısından Ankara için önemli bir kazanım.
Nükleer enerji alanında ise Akkuyu Nükleer Santrali projesi hız kesmeden devam ediyor. Rosatom’un bağlı kuruluşu Rosatom Service, Akkuyu’nun 1-4 numaralı ünitelerinin otomasyon sistemlerinin devreye alınması için Türkiye’de görevlendirilmek üzere baş teknoloji uzmanı arıyor. TITAN-2 Holding de aynı proje için Türkçe bilen satın alma uzmanları istihdam ediyor. Bu istihdam ilanları, projenin inşaat ve devreye alma aşamalarının aktif şekilde sürdüğünü gösteriyor.
Müteahhitlik ve İnşaat: Türk Firmalarının Rusya’daki Varlığı
Türk müteahhitlik firmaları, Rusya pazarında en güçlü yabancı oyunculardan biri olmayı sürdürüyor. Temmuz 2026’da Rusya Başbakan Yardımcısı Marat Khusnullin ile Türkiye Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum arasındaki görüşmede, inşaat sektöründe iş birliğinin derinleştirilmesi ele alındı. Khusnullin, Türk müteahhitlerin Rusya’da geniş çaplı projelerde yer aldığını ve iki ülke arasında kentsel gelişim alanında hükümetlerarası bir anlaşma imzalanması önerisini yinelediklerini belirtti.
Somut bir örnek Kazan’daki “Yar Park” projesi. Tataristan’ın başkentinde Kazanka Nehri kıyısında inşa edilecek çok fonksiyonlu kompleksin genel müteahhitliğini Türk SMK Holding üstlendi. SMK Holding Başkan Yardımcısı Ertekin Ahmet Gökhan, projenin bölgesel ve federal düzeyde ses getireceğini, şirketin uluslararası deneyimine dayanacağını ifade etti. SMK Holding’in portföyünde 4 milyar dolar değerinde 300’den fazla proje bulunuyor.
Tataristan özelinde Türk yatırımları dikkat çekici boyutta. Tataristan Yatırım Geliştirme Ajansı başkanı Taliya Minullina’nın Eylül 2026’da Ankara’da yaptığı açıklamaya göre, Rusya’ya giden Türk yatırımlarının yarısı Tataristan’a yöneliyor. Minullina, makine mühendisliği, havacılık, gemi yapımı, takım tezgâhları, hafif sanayi, turizm ve inşaatı öncelikli iş birliği alanları olarak sıraladı.
Sanayi ve Üretim: Yeni Fırsat Alanları
Türk iş dünyasının Rusya’daki varlığı, geleneksel ticaretin ötesine geçerek üretim ve yatırıma kayıyor. Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası’nın Haziran 2026’da Moskova’ya düzenlediği mobilya sektörü heyeti, bu arayışın somut bir örneği. Heyet, Rus-Türk İş İnsanları Birliği ve Moskova Ticaret ve Sanayi Odası ile görüşmeler yaparak Rusya’da şirket kuruluşu, vergi ve denetim konularında bilgi aldı. TTSO Başkanı Erkut Çelebi, Rusya’nın mobilya sektörü için “önemli ve yüksek potansiyelli bir pazar” olduğunu vurguladı.
Tataristan’da faaliyet gösteren Türk sermayeli “LMR Plast” fabrikası gibi örnekler, üretim odaklı yatırımların başarılı sonuçlar verdiğini gösteriyor. Türk firmaları için Rusya’da üretim yapmanın avantajları arasında yerel pazara yakınlık, lojistik maliyetlerin düşüklüğü ve bazı sektörlerde ithal ikamesi teşvikleri bulunuyor.
Finansal ve Lojistik Zorluklar
Tüm bu fırsatlara rağmen, Türk iş insanlarının karşılaştığı ciddi engeller de var. Batı yaptırımlarının gölgesinde bankacılık işlemlerinde yaşanan aksaklıklar, ödeme transferlerinde gecikmeler ve bazı Türk bankalarının Rusya kaynaklı işlemlere temkinli yaklaşması, ticaretin önündeki en büyük yapısal sorunlar arasında.
Lojistik tarafında ise Karadeniz’deki hareketlilik ve sigorta maliyetlerindeki artış, özellikle emtia ticaretini olumsuz etkiliyor. Ağustos 2026 verilerine göre Türkiye’nin Rusya’dan ithalatı aylık bazda %41 gibi sert bir düşüşle 3,23 milyar dolardan 1,94 milyar dolara geriledi. Bu düşüşün arkasında Karadeniz’deki lojistik baskılar ve bazı malların taşınmasında yaşanan zorluklar bulunuyor.
Rus-Türk İş Konseyi’nden Yegarmin, Türk iş insanlarının bu tür zorluklar karşısında sessiz kalmayı tercih ettiğini, ancak ticari bağların kopmadığını belirtiyor: “Türk girişimciler, uygulanan projeler, yeni girişimler ve elde edilen başarılar hakkında yüksek sesle konuşmaktan kaçınıyor.”
Sonuç: Fırsatlar ve Riskler Arasında Denge
Türkiye-Rusya iş ilişkileri, 2026 itibarıyla karmaşık ama canlı bir tablo çiziyor. Ticaret hacmindeki dalgalanmalara ve Batı yaptırımlarının yarattığı finansal zorluklara rağmen, her iki ülkenin iş dünyası da mevcut bağları koruma ve yeni alanlar açma konusunda kararlı.
Öne çıkan fırsat alanları şunlar:
- Enerji ekipmanları ve bakım hizmetleri: Akkuyu Nükleer Santrali başta olmak üzere, Rusya’nın Türkiye’deki enerji projelerinde Türk tedarikçiler için önemli bir pazar var.
- Müteahhitlik ve kentsel dönüşüm: Türk firmalarının Rusya’daki konut ve karma kullanım projelerinde deneyimi, yeni ihaleler için avantaj sağlıyor.
- Tarım ve gıda: Türkiye’nin Rusya’ya meyve-sebze ihracatı güçlü seyrini koruyor; işlenmiş gıda ve paketleme teknolojileri alanında potansiyel mevcut.
- Mobilya ve iç mekân ürünleri: Trabzon heyetinin ziyareti, bu sektörde Rusya pazarına olan ilginin somut göstergesi.
- Sanayi üretimi ve ortak yatırımlar: Tataristan gibi bölgelerde Türk yatırımları için teşvikler ve kolaylaştırıcı mekanizmalar bulunuyor.
Ancak iş insanlarının dikkat etmesi gereken riskler de azımsanacak gibi değil: yaptırım riskleri, bankacılık işlemlerindeki belirsizlikler, lojistik maliyetlerdeki oynaklık ve kur dalgalanmaları. Bu ortamda başarılı olmak isteyen firmalar için yerel ortaklıklar kurmak, hukuki ve mali danışmanlık hizmetlerine yatırım yapmak ve uzun vadeli bir perspektifle hareket etmek kritik önem taşıyor.
Türk ve Rus iş dünyası, siyasi konjonktürün ötesinde, on yıllara dayanan ticari alışkanlıklar ve kişisel ilişkiler ağına güveniyor. Verona Eurasian Economic Forum gibi platformlar ve karşılıklı ticaret odası ziyaretleri, bu ilişkilerin kurumsal çerçevesini güçlendirmeye devam ediyor. Zorlu koşullara rağmen, iki ülke arasındaki ekonomik ortaklığın önümüzdeki dönemde de derinleşerek sürmesi bekleniyor.
